MİRAS PAYLAŞIMI DAVALARI

Miras Davası denildiğinde ilk akla gelen dava genellikle ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davasıdır. Fakat bu davanın yanı sıra her somut olayın durumuna göre izlenmesi gereken birçok farklı yol ve yöntem vardır. Son derece kapsamlı olan bu alanda en sık karşılaştığımız dava türlerine kısaca değineceğiz.

Bununla birlikte miras davası olarak bilinen bu davaların ancak miras bırakan kişinin vefat etmesinden sonra açılabileceğini önemle belirtmek isteriz. Mirasçılar, miras bırakan hayattayken yapılan işlemlerin miras haklarını ihlal ettiğini kesin olarak bilseler dahi bu davaları açamazlar. Bu konuda ayrıntılı bilgi almak için Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır? adlı yazımızı okuyabilirsiniz.

ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ (İZALEİ ŞÜUYU) DAVASI

Mirasbırakanın vefat etmesi ile birlikte tüm yasal mirasçılar mirasbırakanın mal varlığı üzerinde elbirliği ile mülkiyet sahibi olurlar. Miras kalan bu malvarlığı daha sonra mirasçılar arasında hukuki ve fiili olarak paylaşılabilir. Fakat mirasçıların paylaşım konusunda anlaşamaması durumunda ise Ortaklığın Giderilmesi (izalei şüyu) davası gündeme gelecektir. Mirasçılardan biri veya birkaçı, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, Sulh Hukuk Mahkemesinde açacağı bir ortaklığın giderilmesi davası ile her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir.

Sulh Hukuk Mahkemesi de kanuni şartlar var ise mirasın aynen paylaştırılmasına veya satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verir. Daha sonrasında dosyayı devralan satış memurluğu mirasın emsal bedelini tespit ederek açık artırma yolu ile satış işlemlerini tamamlar ve mirasçıların hissesine düşen miktarı banka hesaplarına yatırır. Bu konu ilginizi çektiyse daha ayrıntılı bilgi almak için Ortaklığın Giderilmesi (İzalei şüyu) Davası adlı yazımızı inceleyebilirsiniz.

MİRAS PAYLAŞIMINDA ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİNİN PAYLI MÜLKİYETE ÇEVRİLMESİ DAVASI

Mirasçılardan biri veya birkaçı mirasın tamamen paylaştırılmasını gerekli bulmuyorsa fakat aynı zamanda payının belli olmasını ve tasarruf yetkisini kullanmayı istiyorsa bu durumda Sulh Hukuk mahkemesine başvuru yapılarak miras kalan mallar üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesini sağlayabilirler. Bu sayede mirastaki ortaklık devam eder fakat herkesin hissesi belli olduğu için başta devir işlemleri olmak üzere her türlü tasarruf yetkisi kullanılabilir.

MİRASTAN MAL KAÇIRMA NEDENİYLE TAPU İPTALİ VE TESCİLİ DAVASI

Mirastan mal kaçırma davası olarak bilinen muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescili davası; Mirasbırakan kişinin, yasal mirasçılarından biri veya birkaçını mirastan mahrum bırakmak amacıyla yaptığı hileli devir işlemlerini ifade eder. Bu hileli işlemler aslında bağış yapmak amacıyla gerçekleşse de görünürde bir satış işlemi veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi karşımıza çıkmaktadır.

Genellikle karşımıza gelen uyuşmazlıklara örnek vermek gerekirse; “babanın kızlarına mal bırakmak istememesi nedeniyle mallarını erkek çocuklarına devretmesi, çocuklarından birini çok sevmesi nedeniyle tüm malını tek bir çocuğuna devretmesi, çocuklarının kendisiyle ilgilenmediğini düşünerek onları sevmediği için mallarını üçüncü bir kişiye devretmesi” şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu ve benzeri durumlarda muris, vefat etmeden önce taşınmazların bir kısmını veya tamamını hileli olarak üçüncü bir kişiye devretmekte ve yasal mirasçılarını mirastan mahrum bırakmaktadır. Tapudaki işlemlerde ise genellikle gösterilen emsal bedel ya hiç ödenmemekte ya da çok düşük miktarlar ödenerek yasal mirasçılar aleyhine menfaat elde edilmektedir.

Muris muvazaası ile karşılaştığını düşünen yani hileli işlemler ile miras hakkının gasp edildiğini öğrenen yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılardan biri veya birkaçı taşınmazın tapuda kayıtlı malikine karşı muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescili davası açabilirler. Davanın kabul edilmesi halinde tapudaki işlem iptal edilir ve taşınmaz yasal mirasçılar adına tescil edilir.

Muris muvazaası ile Mirastan mal kaçırma davasında zamanaşımı

Mirastan mal kaçırma davası olarak bilinen muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescili davası herhangi bir zamanaşımı süresine tabi olmaksızın murisin vefatından sonra her zaman açılabilir. Fakat işlemin gerçekleştiği tarihten sonra en kısa sürede bu davanın açılması ispat hukuku açısından önem arz etmektedir.

MİRASTAN MAL KAÇIRMA NEDENİYLE TENKİS DAVASI

Yukarıda murisin yasal mirasçılarını mirastan yoksun bırakmak amacıyla görünüşteki iradesi ile gerçek iradesinin farklı olduğu hileli işlemler nedeniyle açılacak olan tapu iptal ve tescil davasından bahsetmiştik. Şimdi ise hukuken geçerli olan fakat saklı paylı mirasçıların bu saklı payını ihlal eden işlemlerin kısmi olarak iptali için açılacak tenkis davasına değineceğiz.

Normal şartlarda herkes sahip olduğu malını dilediği gibi satabilir, devredebilir ve bağışlayabilir. Fakat kanun koyucu murisin vefatından sonra en azından çekirdek aileyi korumak amacıyla bazı düzenlemeler yaparak belirli sınırlar çizmiştir. Türk Medeni Kanunu 506 ve devamındaki maddelerde yer alan bu düzenlemelere göre saklı paylı mirasçıların bu payını ihlal etmediği sürece murisin kendi malını dilediği gibi kullanabileceği, istediği kişiye satabileceği veya bağışlayabileceği ifade edilmiştir. Saklı paylı mirasçıların bu payları ihlal edildiğinde ise ihlal edilen kısım açısından tenkis davası açılabileceği belirtilmiştir.

Mirastan mal kaçırma nedeniyle açılacak tenkis davasını kural olarak yalnızca saklı paylı mirasçılar açabilir. Peki, kimdir bu saklı paylı mirasçılar? Türk Medeni Kanunu 506. Maddesi uyarınca; miras bırakanın alt soyu (çocukları ve torunları), eşi, anne ve babasıdır. Kardeşin saklı payı var mıdır? Sorusu ise sıklıkla karşılaştığımız sorulardan bir diğeridir. 2007 yılında yapılan kanuni değişiklikle kardeşlerin ve kardeş çocuklarının saklı payı kaldırılmıştır. Yani güncel mevzuata göre kardeşin saklı payı yoktur.

Mirastan mal kaçırma nedeniyle tenkis davasında zamanaşımı

Tenkis davası, muris muvazaası nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davasından farklı olarak hak düşürücü süreye tabiidir. Saklı paylı mirasçıların, saklı paylarına yapılan tecavüzleri öğrendikten sonraki 1 yıl içerisinde ve her halükarda 10 yıl içerisinde bu davayı açmaları gerekecektir. Aksi takdirde hak düşürücü süreceler geçtikten sonra dava açılamayacaktır.

MİRASIN REDDİ DAVASI

Mirasbırakan kişi mirasçılarına önemli miktarda malvarlığı bırakabileceği gibi yüklü miktarda borç da bırakabilir. Mirasçılar tarafından miras reddedilmemiş ise murisin alacaklıları bu borçlar nedeniyle mirasçılara başvuracak ve borcu tahsil etmeye çalışacaktır. Mirasçılar bu gibi durumları engellemek için murisin ölümünü öğrendikten sonra 3 ay içerisinde Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak mirası reddettiklerini bildirebilirler. Bu süre içerisinde miras reddedilmemiş ise kabul edilmiş sayılır ve mirası ret hakkı düşer. Mirasın kabulü için herhangi bir işlem yapılmasına gerek yoktur.

MİRAS PAYLAŞIMI DAVASINDA ZAMANAŞIMI SÜRESİ VE GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

Yukarıda açıklandığı üzere miras paylaşımı ile ilgili birçok dava türü mevcuttur. Fakat genellikle miras paylaşımı davası denildiğinde ortaklığın giderilmesi davası anlaşılmaktadır. Bu dava herhangi bir zamanaşımına tabi olmayıp dava hakkı mirasçılar tarafından istisnai durumlar haricinde her zaman kullanılabilir. Bu davada görevli mahkeme sulh hukuk Mahkemesi yetkili mahkeme ise taşınmazlardan birisinin bulunduğu yer mahkemesidir.

MİRAS DAVASI İÇİN AVUKATA SOR 2022

Miras hukuku ilgili Avukatlık ve Danışmanlık hizmeti almak için Avukata Sor bölümünden ve diğer iletişim kanallarımızdan hafta içi mesai saatleri içerisinde bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

ETİKETLER:

Miras Davası

Ortaklığın Giderilmesi

Mirastan Mal kaçırma Davası

Miras Avukatı