İçindekiler Tablosu

MİRAS PAYLAŞIMI NASIL YAPILIR?

Miras hukukuna ilişkin düzenlemeler 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 495 ve devamındaki maddelerde yer almaktadır. Bu düzenlemeler ışığında miras kalan alacaklar ve borçlar terekeye dâhil edilerek bir hesaplama yapılır ve mirasçılara intikali gerçekleştirilir. Miras bırakan bir vasiyetname ile farklı bir paylaşım yapılmasını istemedikçe mirasın tamamı yasal mirasçılara kalacaktır.

Miras paylaşımının en masrafsız ve kısa yolu mirasçıların anlaşarak mirası paylaşmasıdır. Bu paylaşma bir miras paylaşma sözleşmesi ile yapılabileceği gibi aynı zamanda sözleşme olmaksızın yapılacak bir devir ve teslim ile de gerçekleştirilebilir. Bu şekilde mirasçıların anlaşması ile miras paylaşımı yapılamıyor ise miras paylaşım davası açılarak mahkeme aracılığıyla da miras paylaşımı yapılabilir.

Bu yazımızda oldukça kapsamlı bir konu alan miras hukukunun tamamını ele almamız mümkün olmadığından dolayı yalnızca uygulamada sıklıkla karşılaştığımız bazı konuları okurlarımızı bilgilendirmek amacıyla inceleyeceğiz.

YASAL MİRASÇILAR KİMLERDİR?

Türk hukukunda yasal mirasçıları belirlerken “zümre sistemi” uygulanmaktadır. Bu sisteme göre mirasbırakanın alt soyu birince zümre, ana ve babası ile onların alt soyu ikinci zümre, son olarak büyük anne ve büyük babası ile onların altsoyları üçüncü zümre olarak tanımlanmıştır. Daha basit bir dille anlatmak gerekirse;

Normal şartlarda ölen kişinin yasal mirasçıları eşi ve çocuklarıdır. Fakat kalabalık ailelerde ve birden çok ölüm olan ailelerde durum biraz daha karmaşıklaşmaktadır. Örneğin; Ölen kişinin eşi hayatta, çocuklarından birisi vefat etmiş ise yasal mirasçılar: eşi, sağ olan çocukları ve ölen çocuğunun çocukları (torunları) dır. Ölen kişinin eşi hayatta fakat çocuğu yok ise bu sefer de yasal mirasçılar: eş ve ölen kişinin anne ve babasıdır.

MİRAS PAYI ORANLARI NEDİR VE NASIL BELİRLENİR?

SAĞ KALAN EŞİN MİRAS HAKKI

Sağ kalan eş yukarıda bahsedilen zümre sisteminin dışarısında olup bu zümredeki kişilerle birlikte ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Sağ kalan eşin mirasçılık hakkı TMK 499 maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; Mirasbırakanın altsoyu (çocukları) ile mirasçı olan eş, mirasın dörtte birine (1/4); Mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile mirasçı olan eş, mirasın yarısına (1/2); Mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların altsoyları (çocukları) ile mirasçı olan eş, mirasın dörtte üçüne (3/4) hak kazanır; Yasal mirasçı olarak zümre sisteminde sayılanlardan hiç kimse bulunmuyor ise sağ kalan eş mirasın tamamına hak kazanır.

Bununla birlikte boşanan eşlerin birbirine mirasçı olma durumlarının da sona erdiğini hatırlatmamız gerekir. Boşanma davası devam ederken vefat olayın gerçekleşmesi durumunda ise normal şartlarda sağ kalan eş yasal mirasçı olacaktır fakat boşanma sürecinde sağ kalan eş kusurlu ise ve ölenin mirasçıları boşanmada davasına bu nedenle devam ederek kusuru ispatlar ise sağ kalan eşin mirasçılık hakkı ortadan kaldırılabilir.

ALTSOYUN (ÇOCUKLARIN) MİRAS HAKKI

Mirasbırakanın en önemli mirasçıları altsoyu yani çocuklarıdır. Burada altsoy kavramının kullanılmasının nedeni çocuklardan herhangi birinin vefat etmesi durumunda vefat eden kişinin çocuklarının onun yerini almasıdır. Çocukların miras hakkı anne sağ ise mirasın dörtte üçü (3/4), eğer anne sağ değil ise tamamıdır. Bu miras birden fazla çocuk varsa eşit olarak paylaştırılır.

Örneğin baba öldü ve geriye mirasçı olarak anne ile 2 çocuğu kaldı diyelim. Burada miras hakkı anne (1/4), 1. Çocuk (3/8) 2. Çocuk (3/8) şeklinde paylaştırılacaktır.

ANNE VE BABANIN MİRAS HAKKI

Altsoyu bulunmayan mirasbırakanın yasal mirasçıları, eşi ile birlikte ana ve babasıdır. Bu durumda eşin sağ olup olmaması yalnızca anne ve babanın mirasçılık oranlarını değiştirmektedir. Eğer anne ve baba mirasbırakandan önce vefat etmişlerse bu sefer de anne ve babanın alt soyu yani mirasbırakanın kardeşleri mirasçı olacaktır.

BÜYÜK ANNE VE BÜYÜK BABANIN MİRAS HAKKI

Altsoyu, ana ve babası ve onların altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları, büyük ana ve büyük babadır. Bu durumda eşin sağ olup olmaması yalnızca büyük anne ve büyük babanın mirasçılık oranlarını değiştirmektedir. Eğer büyük anne ve büyük baba mirasbırakandan önce vefat etmişlerse bu sefer de büyük anne ve büyük babanın alt soyu yani mirasbırakanın amcası, halası, dayısı veya teyzesi mirasçı olacaktır.

KARDEŞİN MİRAS HAKKI

Mirasbırakanın altsoyunun olmaması ve anne babasının da mirasbırakandan önce vefat etmesi durumunda ölenin kişinin kardeşlerinin miras hakkı ortaya çıkacaktır.

EVLATLIĞIN MİRAS HAKKI VAR MI?

Yasal olarak evlatlık olan kişinin iki farklı miras hakkı bulunmaktadır. Bunlardan birincisi biyolojik ailesinden olan miras hakkı, ikincisi ise kendisini evlatlık olarak alan kişilerden gelen miras hakkı. Evlatlık olan kişinin bu her iki miras hakkı da mevcuttur.

NİKAHSIZ EŞİN MİRAS HAKKI

Hukukumuzda yalnızca resmi nikah ile yapılan evliliklerin geçerliliği bulunduğundan dolayı Türk Medeni Kanununda nikahsız eşin miras hakkı düzenlenmemiştir. Nikahsız eşin miras alabilmesinin tek yolu mirasbırakanın hayatta iken vasiyetname ile mal bırakması veya diğer ölüme bağlı tasarruflardan birini gerçekleştirmesidir.

NİŞANLININ MİRAS HAKKI

Yukarıda açıklandığı üzere yasal mirasçılar Türk medeni kanununda açıkça sayılmıştır. Nişanlı ise bu mirasçılar arasında yer almamaktadır. Nişanlının miras alabilmesinin tek yolu mirasbırakanın hayatta iken vasiyetname ile mal bırakması veya diğer ölüme bağlı tasarruflardan birini gerçekleştirmesidir.

SAKLI PAYLI MİRASÇILAR KİMLERDİR VE SAKLI PAY NEDİR?

Saklı pay nedir? Mirasbırakan hayatta iken malvarlığı üzerinde serbestçe tasarruf edebilir. Fakat kanun koyucu bazı kişileri mirasbırakan vefat ettikten sonra korumak amacıyla bu tasarruf yetkisine bir sınır çizmiştir. Kanun koyucu tarafından korunan bu kişiler saklı paylı mirasçılardır. Bu kapsamda mirasbırakn tasarruf yetkisini kullanırken saklı paylı mirasçıların saklı payını ihlal etmeden bu hakkını kullanmalıdır. Aksi halde aşağıda açıklayacağımız miras paylaşım davaları gündeme gelecektir.

Peki, saklı paylı mirasçılar kimlerdir? Türk Medeni Kanunu 505. Maddesinde açıklandığı üzere saklı paylı mirasçılar mirasbırakanın altsoyu, eşi ve anne-babasıdır. TMK md. 506 maddesi kapsamında saklı pay oranlarıAltsoy (çocuklar, torunlar vs.) için yasal miras payının yarısı (%50); Anne ve baba için yasal miras payının dörtte biri (%25); Sağ kalan eş için, altsoy veya anne ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü (%75)

MİRASÇILIK BELGESİ (VERASET İLAMI) NEDİR VE NASIL ALINIR?

Veraset ilamı (Mirasçılık belgesi); miras bırakan kişinin vefat etmesi ile birlikte geriye kalan mirasçıların kim olduğunu ve bu mirasçıların kalan mirasa hangi oranda hissedar olduğunu gösteren belgedir. Bu belge olmadan, miras kalan mallar ile ilgili işlem yapılması ve bu mallar üzerinde tasarruf yetkisinin kullanılması mümkün değildir.

MİRASÇILIK BELGESİ NEREDEN ALINIR?

Veraset ilamı (mirasçılık belgesi) Sulh Hukuk Mahkemesi veya Noterden alınır. Mirasçılardan herhangi biri tarafından başvuru yapılması yeterlidir. Başvuru üzerine noterde aynı gün içerisinde sulh hukuk mahkemesinde ise bir hafta içerisinde düzenlenerek mirasçıya verilmektedir.

MİRAS PAYLAŞIM SÖZLEŞMESİ NEDİR VE NASIL YAPILIR?

Miras paylaşımı sözleşmesi, tüm mirasçıların bir araya gelerek miras kalan malvarlığının mülkiyeti ve kullanımı konusunda yaptıkları anlaşmayı ifade eder. Bu anlaşmanın geçerli olabilmesi için yazılı olması ve tüm mirasçıların bu sözleşmeye imza atması gerekir. Aksi takdirde bu sözleşme, imza atmayan mirasçıyı bağlamaz. Bu sözleşme yapıldıktan sonra taşınır ve taşınmaz malların devri ile para vb. diğer malvarlığının paylaşılması ileride çıkacak uyuşmazlıkların önüne geçecektir. Sözleşmeyi, mirasçılar kendi arasında yapabileceği gibi noter huzurunda da yapabilirler. Noterde miras paylaşım sözleşmesi yapılması durumunda hem ispat konusunda sorun yaşanmayacak hem de devir işlemleri daha kolay bir şekilde sonuçlanacaktır.

MİRAS PAYLAŞIMI YAPILMAZSA NE OLUR?

Mirasbırakanın vefatı ile birlikte herhangi bir işleme gerek kalmaksızın yasal mirasçılar hak sahibi olacaktır. Fakat ilgili kurumlardaki intikal işlemleri yaptırılmaz ise bu taşınmazlar mirasbırakan kişinin adına kayıtlı olarak kalmaya devam edecektir. Yani intikal işlemlerinin yaptırılması, kurucu biri işlem değil hak sahipliğini açıklayıcı bir işlemdir. Bununla birlikte mirasbırakanın vefatından sonra en kısa sürede mirasın paylaşılması, ileride ortaya çıkacak uyuşmazlıkların önüne geçilmesi açısından son derece önemlidir. Çoğu kez mirasçıların, aile üyeleri olan diğer mirasçılar ile sorun yaşamayacağından emin bir şekilde hareket ettiklerine fakat ilerleyen süreçte bu mirasçıların kendi arasında anlaşamadığına şahit olmaktayız. Bu gibi durumlarda başlangıçta son derece kolay bir şekilde miras paylaşımı yapılacakken, hissedarların artması nedeniyle veya yurtiçi/yurtdışı ikamet adresleri değiştiği için paylaşım süreci zorlaşmaktadır.

Bununla birlikte miras paylaşımı yapılmadığı için mirasçıların payları da belli olmayacağından dolayı miras kalan taşınmazların kullanımı ve devri konusunda da sorunlar yaşanabilecektir. Örneğin herkesin payının belirli olduğu bir paylı mülkiyette paydaşlardan her biri kendi payını bir üçüncü kişiye devredebilirken miras kalan mallardaki elbirliği mülkiyetinde paylar belirli olmadığı için bunu yapmak mümkün değildir. Ancak bütün mirasçılar bir araya gelerek devir işlemi yapabilirler.  

MİRASTAN FERAGAT SÖZLEŞMESİ NASIL VE KİMİNLE YAPILIR?

Mirastan feragat sözleşmesi mirasbırakan ile yasal mirasçı arasında yapılan bir sözleşmedir. İki türlü yapılabilen bu sözleşme ile yasal mirasçı ileride doğacak miras hakkından feragat etmektedir. Mirastan feragat sözleşmesi veya vasiyetname ile mirastan çıkarma işlemi olmadığı sürece mirasbırakan saklı paylı mirasçıların bu payları üzerinde tasarruf edemez. Tasarruf ederse aşağıda açıklanan davaların açılması gündeme gelir.

Mirastan feragat sözleşmesi karşılıklı veya karşılıksız olarak yapılabilir. Örneğin üç çocuktan bir tanesi evlenirken babasından alacağı 200.000 TL nakdi yardım karşılığında miras hakkını aldığını ve ileride de mirastan pay talep etmeyeceğini ifade ederek babası ile mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Ya da bir diğer örnekte, maddi durumu iyi olan kardeşlerden bir tanesi mirasın diğer kardeşlerine kalmasını istediği için herhangi bir karşılık almadan babası ile arasında mirastan feragat sözleşmesi yapabilir.

Mirastan feragat sözleşmesi herhangi bir karşılık (ivaz) içerecek şekilde yapıldı ise bu sözleşme yasal mirasçının altsoyuna da etki edecektir. Fakat karşılıksız (ivazsız) olarak yapılan mirastan feragat sözleşmesi yalnızca mirasçı ve mirasbırakanı ilgilendirmekte olup yasal mirasçının altsoyuna sirayet etmeyecektir. Önemle belirtmek isteriz ki kardeşlerle mirastan feragat sözleşmesi yapılamaz. Mirastan feragat sözleşmesinin tarafları yasal mirasçılar ve mirasbırakan kişidir.

MİRAS PAYLAŞIMI DAVALARI

Miras Davası denildiğinde ilk akla gelen dava genellikle ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davasıdır. Fakat bu davanın yanı sıra her somut olayın durumuna göre izlenmesi gereken birçok farklı yol ve yöntem vardır. Son derece kapsamlı olan bu alanda en sık karşılaştığımız dava türlerine kısaca değineceğiz.

Bununla birlikte miras davası olarak bilinen bu davaların ancak miras bırakan kişinin vefat etmesinden sonra açılabileceğini önemle belirtmek isteriz. Mirasçılar, miras bırakan hayattayken yapılan işlemlerin miras haklarını ihlal ettiğini kesin olarak bilseler dahi bu davaları açamazlar.

ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ (İZALEİ ŞÜUYU) DAVASI

Mirasbırakanın vefat etmesi ile birlikte tüm yasal mirasçılar mirasbırakanın mal varlığı üzerinde elbirliği ile mülkiyet sahibi olurlar. Miras kalan bu malvarlığı daha sonra mirasçılar arasında hukuki ve fiili olarak paylaşılabilir. Fakat mirasçıların paylaşım konusunda anlaşamaması durumunda ise Ortaklığın Giderilmesi (izalei şüyu) davası gündeme gelecektir. Mirasçılardan biri veya birkaçı, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, Sulh Hukuk Mahkemesinde açacağı bir ortaklığın giderilmesi davası ile her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir.

Sulh Hukuk Mahkemesi de kanuni şartlar var ise mirasın aynen paylaştırılmasına veya satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verir. Daha sonrasında dosyayı devralan satış memurluğu mirasın emsal bedelini tespit ederek açık artırma yolu ile satış işlemlerini tamamlar ve mirasçıların hissesine düşen miktarı banka hesaplarına yatırır. Bu konu ilginizi çektiyse daha ayrıntılı bilgi almak için Ortaklığın Giderilmesi (İzalei şüyu) Davası adlı yazımızı inceleyebilirsiniz.

MİRAS PAYLAŞIMINDA ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİNİN PAYLI MÜLKİYETE ÇEVRİLMESİ DAVASI

Mirasçılardan biri veya birkaçı mirasın tamamen paylaştırılmasını gerekli bulmuyorsa fakat aynı zamanda payının belli olmasını ve tasarruf yetkisini kullanmayı istiyorsa bu durumda Sulh Hukuk mahkemesine başvuru yapılarak miras kalan mallar üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesini sağlayabilirler. Bu sayede mirastaki ortaklık devam eder fakat herkesin hissesi belli olduğu için başta devir işlemleri olmak üzere her türlü tasarruf yetkisi kullanılabilir.

MİRASTAN MAL KAÇIRMA NEDENİYLE TAPU İPTALİ VE TESCİLİ DAVASI

Mirastan mal kaçırma davası olarak bilinen muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescili davası; Mirasbırakan kişinin, yasal mirasçılarından biri veya birkaçını mirastan mahrum bırakmak amacıyla yaptığı hileli devir işlemlerini ifade eder. Bu hileli işlemler aslında bağış yapmak amacıyla gerçekleşse de görünürde bir satış işlemi veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi karşımıza çıkmaktadır.

Genellikle karşımıza gelen uyuşmazlıklara örnek vermek gerekirse; “babanın kızlarına mal bırakmak istememesi nedeniyle mallarını erkek çocuklarına devretmesi, çocuklarından birini çok sevmesi nedeniyle tüm malını tek bir çocuğuna devretmesi, çocuklarının kendisiyle ilgilenmediğini düşünerek onları sevmediği için mallarını üçüncü bir kişiye devretmesi” şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu ve benzeri durumlarda muris, vefat etmeden önce taşınmazların bir kısmını veya tamamını hileli olarak üçüncü bir kişiye devretmekte ve yasal mirasçılarını mirastan mahrum bırakmaktadır. Tapudaki işlemlerde ise genellikle gösterilen emsal bedel ya hiç ödenmemekte ya da çok düşük miktarlar ödenerek yasal mirasçılar aleyhine menfaat elde edilmektedir.

Muris muvazaası ile karşılaştığını düşünen yani hileli işlemler ile miras hakkının gasp edildiğini öğrenen yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılardan biri veya birkaçı taşınmazın tapuda kayıtlı malikine karşı muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescili davası açabilirler. Davanın kabul edilmesi halinde tapudaki işlem iptal edilir ve taşınmaz yasal mirasçılar adına tescil edilir.

Muris muvazaası ile Mirastan mal kaçırma davasında zamanaşımı

Mirastan mal kaçırma davası olarak bilinen muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescili davası herhangi bir zamanaşımı süresine tabi olmaksızın murisin vefatından sonra her zaman açılabilir. Fakat işlemin gerçekleştiği tarihten sonra en kısa sürede bu davanın açılması ispat hukuku açısından önem arz etmektedir.

MİRASTAN MAL KAÇIRMA NEDENİYLE TENKİS DAVASI

Yukarıda murisin yasal mirasçılarını mirastan yoksun bırakmak amacıyla görünüşteki iradesi ile gerçek iradesinin farklı olduğu hileli işlemler nedeniyle açılacak olan tapu iptal ve tescil davasından bahsetmiştik. Şimdi ise hukuken geçerli olan fakat saklı paylı mirasçıların bu saklı payını ihlal eden işlemlerin kısmi olarak iptali için açılacak tenkis davasına değineceğiz.

Normal şartlarda herkes sahip olduğu malını dilediği gibi satabilir, devredebilir ve bağışlayabilir. Fakat kanun koyucu murisin vefatından sonra en azından çekirdek aileyi korumak amacıyla bazı düzenlemeler yaparak belirli sınırlar çizmiştir. Türk Medeni Kanunu 506 ve devamındaki maddelerde yer alan bu düzenlemelere göre saklı paylı mirasçıların bu payını ihlal etmediği sürece murisin kendi malını dilediği gibi kullanabileceği, istediği kişiye satabileceği veya bağışlayabileceği ifade edilmiştir. Saklı paylı mirasçıların bu payları ihlal edildiğinde ise ihlal edilen kısım açısından tenkis davası açılabileceği belirtilmiştir.

Mirastan mal kaçırma nedeniyle açılacak tenkis davasını kural olarak yalnızca saklı paylı mirasçılar açabilir. Peki, kimdir bu saklı paylı mirasçılar? Türk Medeni Kanunu 506. Maddesi uyarınca; miras bırakanın alt soyu (çocukları ve torunları), eşi, anne ve babasıdır. Kardeşin saklı payı var mıdır? Sorusu ise sıklıkla karşılaştığımız sorulardan bir diğeridir. 2007 yılında yapılan kanuni değişiklikle kardeşlerin ve kardeş çocuklarının saklı payı kaldırılmıştır. Yani güncel mevzuata göre kardeşin saklı payı yoktur.

Mirastan mal kaçırma nedeniyle tenkis davasında zamanaşımı

Tenkis davası, muris muvazaası nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davasından farklı olarak hak düşürücü süreye tabiidir. Saklı paylı mirasçıların, saklı paylarına yapılan tecavüzleri öğrendikten sonraki 1 yıl içerisinde ve her halükarda 10 yıl içerisinde bu davayı açmaları gerekecektir. Aksi takdirde hak düşürücü süreceler geçtikten sonra dava açılamayacaktır.

MİRASIN REDDİ DAVASI

Mirasbırakan kişi mirasçılarına önemli miktarda malvarlığı bırakabileceği gibi yüklü miktarda borç da bırakabilir. Mirasçılar tarafından miras reddedilmemiş ise murisin alacaklıları bu borçlar nedeniyle mirasçılara başvuracak ve borcu tahsil etmeye çalışacaktır. Mirasçılar bu gibi durumları engellemek için murisin ölümünü öğrendikten sonra 3 ay içerisinde Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak mirası reddettiklerini bildirebilirler. Bu süre içerisinde miras reddedilmemiş ise kabul edilmiş sayılır ve mirası ret hakkı düşer. Mirasın kabulü için herhangi bir işlem yapılmasına gerek yoktur.

MİRAS PAYLAŞIMI DAVASINDA ZAMANAŞIMI SÜRESİ VE GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

Yukarıda açıklandığı üzere miras paylaşımı ile ilgili birçok dava türü mevcuttur. Fakat genellikle miras paylaşımı davası denildiğinde ortaklığın giderilmesi davası anlaşılmaktadır. Bu dava herhangi bir zamanaşımına tabi olmayıp dava hakkı mirasçılar tarafından istisnai durumlar haricinde her zaman kullanılabilir. Bu davada görevli mahkeme sulh hukuk Mahkemesi yetkili mahkeme ise taşınmazlardan birisinin bulunduğu yer mahkemesidir.

SIKÇA SORULAN SORULAR

ÖLEN KİŞİNİN BORCU MİRASÇILARA GEÇER Mİ?

Miras, yasal süre içerisinde reddedilmediği takdirde, ölen kişinin hem alacakları hem de borçları mirasçılara geçecektir.

DOĞMAMIŞ ÇOCUĞUN MİRAS HAKKI

TMK 582. Maddesi uyarınca çocuk sağ ve tam olarak doğduğunda mirasçı olacaktır. Ölü doğum halinde mirasçılık söz konusu olmayacaktır.

BOŞANAN EŞİN MİRAS HAKKI

Boşanan eşlerin birbirine mirasçı olmaları mümkün değildir. Boşanma ile birlikte mirasçılık hakkı sona erecektir. Bununla birlikte boşanma davası devam ederken ölüm olayı geçekleşmiş ise henüz boşanma davası kesinleşmediği için sağ kalan eşin miras hakkı devam eder.

ÜVEY EVLAT VE ÜVEY KARDEŞİN MİRAS HAKKI VAR MI?

Üvey evlat veya üvey kardeş diye tabir edilen ve mirasbırakan ile kan bağı olmayan bu kişilerin üvey anne/babasından miras hakkı bulunmamaktadır. Ancak resmi olarak evlat edinme işlemleri gerçekleştirilirse hukuki olarak bir bağ kurulacağı için miras hakkı doğacaktır.

ÖLEN KİŞİNİN BORCU EŞİNE KALIR MI?

Yukarıda açıklandığı üzere ölen kişinin eşi yasal mirasçı olduğundan dolayı yasal süre içerisinde mirası reddetmemiş ise ölen borçtan sorumludur.

EVLİLİK DIŞI DOĞAN ÇOCUĞUN MİRAS HAKKI

Evli olmayan kişilerin çocuğunun miras hakkı normal şartlarda yalnızca anne açısından vardır. Fakat bu evlilik dışı doğan çocuk ile baba arasında Nüfus Müdürlüğündeki tanıma işlemiyle veya mahkeme kararı ile soy bağı kurulmuş ise baba açısından da miras hakkı oluşacaktır.

ÖLEN KİŞİNİN BORÇLARI SİLİNİR Mİ? ÖLEN KİŞİNİN BORÇLARI NE OLUR? MİRASIN REDDİ

Merak edilen sorulardan bazıları da ölen kişinin banka borçları ne olur? Borç miras kalır mı? gibi sorulardır. Ölen kişinin hayat sigortası yoksa ve kredi borcu, senet borcu, telefon borcu gibi borçları bulunmaktaysa bu borçlar ödenmek zorundadır. Borcu ödemek istemeyen mirasçılar yasal süre içerisinde mirasın reddi için gerekli işlemleri yaparak miras kalan alacakları ve borçları reddedebilirler.

HAYAT SİGORTASI KREDİ BORCUNU ÖDER Mİ?

Hayat sigortasının amacı, kredi borcu ödenmeden kişinin vefat etmesi durumunda bankaya olan borcun sigorta şirketi tarafından ödenmesi ve dolayısıyla bu borcun mirasçılara kalmasının engellenmesidir. Bu nedenle kredi çekerken hayat sigortası yaptırmak önem arz etmektedir. Bazı durumlarda sigorta, beyan yükümlülüğüne aykırı davranış nedeniyle borcu ödemekten kaçınsa da dava yoluyla bu paranın tahsili mümkündür.

SİGORTA KANSER HASTASININ KREDİ BORCUNU ÖDER Mİ? KANSERDEN ÖLEN KİŞİNİN KREDİ BORCU

Kanser hastalarının kredi borcu, eğer şartları var ise sigorta şirketi tarafından karşılanmakta bakiye tutar mirasçılara ödenmektedir. Fakat sıklıkla kişinin hayat sigortası olmasına rağmen sigortanın para ödememesi ile karşılaşmaktayız.  Bunun gerekçesi de genel olarak sağlık durumunun doğru olarak beyan edilmemesi ve ölen kişinin beyan yükümlülüğüne aykırı davranmasıdır. Eğer ölen kişi kanser teşhisi konulmadan önce kredi çekmiş ise bu durumda dava yoluyla sigortadan para alınması mümkündür.

BABA SAĞKEN MİRAS DAVASI AÇILABİLİR Mİ?

Miras davasından söz edebilmek için öncelikle ortada resmi olarak bir miras olması gerekir. Yani mirasbırakan kişinin vefat etmesi ve sonrasında, kalan mirasın dava konusu yapılması gerekir. Sonuç olarak miras hakkının ihlal edildiği bilinse dahi ana/baba ölmeden miras davası açılamaz.

BABA MALINI İSTEDİĞİ EVLADINA VEREBİLİR Mİ?

Kişiler edinmiş oldukları malvarlığını dilediği gibi kullanabilir veya devredebilir. Buna engel herhangi bir durum söz konusu değildir. Dolayısıyla anne/baba sağ iken saklı paylı mirasçıların saklı payını ihlal etmemek şartıyla malını istediği evladına devredebilir.  

MAHKEME YOLUYLA MİRAS HAKKI NASIL ALINIR?

Öncelikle tüm mirasçıların bir araya gelerek miras kalan malvarlığını tespit etmesi ve sonrasında bu malların devri ve kullanımı konusunda anlaşması gerekir. Miras kalan malvarlığı bilinmiyor ise ilgili kurumlardan haricen araştırma yapılabileceği gibi Sulh Hukuk Mahkemesinde terekenin tespiti davası da açılabilir. Malvarlığı belirlenmiş olmasına rağmen mirasçılardan biri veya birkaçı ile anlaşma sağlanamaması durumunda Ortaklığın Giderilmesi davası başta olmak üzere miras davası avukatı tarafından çizilen yol haritasına göre diğer miras davaları da açılabilir.

GAYRİMENKUL MİRAS PAYLAŞIMI NASIL YAPILIR?

Arsa, tarla, daire ve benzeri gayrimenkullerin değerleri yüksek olduğundan ve eşit olarak dağıtılamadığından dolayı paylaşım sırasında genellikle sorun yaşanmaktadır. Bu nedenle mirasçıların hepsinin rızası olmak şartıyla kura çekilmesi, sonrasında profesyonel bir gayrimenkul değerleme uzmanının belirleyeceği bedel üzerinden paylaşım yapılması ve değer farklılıklarına göre yüksek bedelli taşınmazı alan kişinin düşük bedelli taşınmazı alan kişiye fark bedeli nakit olarak ödemesi ile bu uyuşmazlık giderilebilir. Bu şekilde mirasçılardan biri veya birkaçının anlaşmak istememesi durumunda Ortaklığın giderilmesi davası açarak miras payını alması mümkündür.

KARDEŞLER ARASINDA MİRAS PAYLAŞIMI NASIL OLUR?

Anne veya baba öldükten sonra mirasın kardeşler arasında paylaşımı hukuken oldukça basit olmasına rağmen çoğu kez problemler yaşandığına şahit olmaktayız. Kız ve erkek çocukların miras payı eşittir. Bu nedenle kalan mirasın kardeşler arasında paylaşımı yapılırken eşit bir şekilde paylaşım yapılması gerekir. Kalan miras eşit olarak bölünemiyorsa kura yöntemi ile paylaşım yapılabilir ve değeri yüksek olan malları kim aldıysa diğer kişilere çıkan malların değer farkını nakit olarak ödeyerek adaletli bir paylaşım sağlanabilir.

ANNE BABA SAĞ İKEN MİRAS PAYLAŞIMI NASIL YAPILIR?

Miras bırakacak olan anne veya baba hayatta iken mirasçıların henüz paylaşabilecekleri bir miras söz konusu değildir. Bu nedenle mirasçılar kendi arasında miras paylaşımı yapamaz. Fakat miras bırakacak olan kişi ölmeden önce malvarlığının bir kısmını veya tamamını mirasçıları arasında adaletli bir şekilde paylaştırabilir. Fakat miras bırakacak olan kişinin hayatta iken bu şekilde mal paylaşımı yapması durumunda daha sonra mirasçıları ile arasında sorunlar yaşandığı da sıklıkla görülmektedir. Bu nedenle miras bırakacak olan kişi ölümünden önce mal paylaşımı yapmak istiyorsa buna ilişkin bir vasiyetname hazırlaması en doğru yol olacaktır. Vasiyetnamenin hukuka uygun olması ve daha sonra dava konusu yapılmaması için bir miras avukatı tarafından hazırlanmasını tavsiye etmekteyiz.   

VASİYETNAME VARSA MİRAS PAYLAŞIMI NASIL YAPILIR?

Vasiyetname, miras paylaşımı için oldukça önemli bir belgedir. Mirasbırakan kişi kendi el yazısı ile bir vasiyetname hazırlayabileceği gibi kaybolma veya yok edilme ihtimalini ortadan kaldırmak için noter huzurunda da hazırlayabilir. Vasiyetname eğer noterde yapılmış ise ölüm olayı gerçekleştikten sonra noter bu vasiyetnameyi ilgili sulh hukuk mahkemesine iletecektir. Bu şekilde vasiyetin açılmasına karar verilerek tüm mirasçılar mahkemeye çağrılacak ve vasiyetname yüzlerine karşı okunacaktır. Mirasçılar bu vasiyetnameyi kabul ederek vasiyetname doğrultusunda paylaşım yapabilecekleri gibi mirasbırakanın tasarruf yetkisinin bulunmadığı, akıl sağlığının yerinde olmadığı gibi nedenlere dayanarak vasiyetnamenin iptali için dava da açabilirler.

VERASET İLAMI NASIL ÇIKARILIR?

Veraset ilamı (mirasçılık belgesi) çıkarmak için yasal mirasçılardan birinin başvuru yapması yeterlidir. Bu başvuru Sulh Hukuk Mahkemesine veya Notere yapılır. Veraset ilamı noterde aynı gün içerisinde sulh hukuk mahkemesinde ise bir hafta içerisinde düzenlenerek mirasçıya verilir.

MİRASIN DEVLETE KALMASI

Şayet bir kişinin ölümü anında mirasçısı yok ise ölenin mirası Devlet’e geçecektir.

MİRAS DAVASI İÇİN AVUKATA SOR 2021

Miras hukuku ilgili Avukatlık ve Danışmanlık hizmeti almak için Avukata Sor bölümünden ve diğer iletişim kanallarımızdan bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ETİKETLER:

Miras Davası

Veraset İlamı

Mirasçılık Belgesi

Ortaklığın Giderilmesi

Mal kaçırma

Miras Paylaşımı

Miras Hakkı

Miras Avukatı

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.